'Artık daha fazla ülkeye zarar vermeyin'

Türkiye'de son zamanlarda yaşanan olaylarda hükümet ve ana muhalefet arasında yaşanan görüş ayrılıkları, süreçleri nasıl etkiliyor?

- Bu haber 128 kez okundu.

'Artık daha fazla ülkeye zarar vermeyin'

Türkiye'nin yıllardır devam eden terörle mücadelesi kararlılıkla devam ediyor. Yıllardır PKK terörü ile uğraşan ülkemiz, bir yandan Ortadoğu'da kendisine yer açmaya çalışan DAEŞ, bir yandan da 15 Temmuz'da niyetini açıkça belli eden FETÖ'ye karşı mücadelesini devam ettiriyor. 

Bu süreçler yaşanırken Türkiye'nin terörle mücadelesi Batı tarafından haksız gösterilemeye çalışıyor. En son HDP'ye yönelik gerçekleştirilen operasyonlar AB'nin tepkisini çekmiş,  terör örgütü PKK'ya silah taşıdığına dair görüntüleri ortaya çıkan ve ifade vermeye gitmediği gerekçesiyle hakkında gözaltı kararı çıkarılan HDP'li Faysal Sarıyıldız, AB'de temaslarda bulunmuştu.

Star Gazetesi yazarı Resul Kurt, bugünkü köşesinde kaleme aldığı yazıda "Buradan Kılıçdaroğlu’na sesleniyorum, artık daha fazla ülkeye zarar vermeyin. Muhalefet tarzınızı ve yönteminizi değiştirin. Artık HDP, FETÖ, DHKP-C, PYD ittifakıyla siyasetten vazgeçin, Türkiye yıkılırsa bundan hepimiz zarar görürüz" dedi. 

İşte Kurt'un yazısından satır başları: 

Ülkemiz gezi olaylarıyla birlikte başlayan dalga ile hem içerde hem de dışarda sabote ediliyor, sıkıştırılıyor, sürekli olarak yeni bir konuyla dünya kamuoyunda itibarsızlaştırılmaya ve daha da ötesi baskıcı ülke imajı verilmeye çalışılıyor. Maalesef içerde de buna çanak tanak, teşne olan ve daha da önemlisi destek çıkan bir grup var. 

'ÜLKEMİZDE BİR ANA MUHALEFET SORUNU VAR'

Biz derdini anlatamayan mazlum rolünde oldukça, her türlü tezvirata, karalamaya, suçlanmaya ve dış dünyanın baskısına maruz kalmaya devam edeceğiz. Herkes, nasıl olsa sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan FETÖ, DAİŞ, PKK, PYD, DHKP-C gibi terör örgütleriyle, bunları destekleyen Avrupa ve diğer ülkelerle tek başına mücadele ediyor, bana gerek yok diyor. Böylece bir çok kişi sadece mücadele ediyor görüntüsü veriyor, hatta mücadeleye sekte vuruyor. Maalesef ülkemizde bir Ana Muhalefet sorunu var. Ana muhalefet partisi başkanı sayın Kılıçdaroğlu’nun artık daha yapıcı ve daha uzlaşmacı bir muhalafet yöntemine geçmesi gerekiyor. Kırıcı, tezviratçı ve daha da önemlisi her şeye muhalefet eden bir parti başkanına bu ülke seçmenleri oy vermiyor, vermeyecek. Kaldı ki, 15 Temmuz sonrası süreçte Ak Parti ve MHP arasında yakalanan uzlaşmacı politikada tüm beklentilere rağmen Kılıçdaroğlu ve CHP yer almadı. Kurulan bu milli mutabakatta yer almayan CHP’de danışman ve kurmay ekibinin Kılıçdaroğlu’nu yanlış yönlendirmesiyle CHP’nin adeta terör örgütlerinin hamiliğine soyunması da partisinin millet nezdindeki itibarını oldukça düşürmüştür. 

İran’da Şah’ın devrilmesinde mollaların, demokrasi ve özgürlük getireceğine inanan komünistler, solcular, demokrat ve liberal kesimler Humeyni İran’ında en büyük zulme uğramıştı.  

'HDP, FETÖ, DHKP-C, PYD İTTİFAKIYLA SİYASETTEN VAZGEÇİN'

Bu nedenle FETÖ ‘de tıpkı Humeyni gibi Türkiye’de aydınlarla, solcularla ve liberallerle işbirliği yapıyor. Buradan Kılıçdaroğlu’na sesleniyorum, artık daha fazla ülkeye zarar vermeyin. Muhalefet tarzınızı ve yönteminizi değiştirin. Artık HDP, FETÖ, DHKP-C, PYD ittifakıyla siyasetten vazgeçin, Türkiye yıkılırsa bundan hepimiz zarar görürüz. Ülke olarak farklılıkları zenginlik olarak görerek, birbirimize sevgi ve saygı göstererek bir şekilde bunların üstesinden geleceğiz. Önemli olan yapıcı olmak ve milli konularda duyarlı davranmaktır. 

FETÖ gibi örgütler tarafından planlı şekilde sosyal medya üzerinden insanları itibarsızlaştırmak ve operasyonel tezviratlar yapılıyor. Sosyal medyada linçleri ve tezviratları önlemek için mutlaka bir yasal düzenleme yapılmalı. 

MÜCADELEDE KÖPÜKLER ALINDI

Önceki gün yeni bir KHK ile ihraçlar yapıldı ve daha önce ihraç edilenlerden FETÖ mensubiyeti olmayanların yeniden memuriyete dönmesi sağlandı. FETÖ mücadelesinde halen kamuoyunun beklentileri karşılanabilmiş değil, FETÖ’nün üst bürokratları ve yöneticilerinin de ele alınması gerekiyor. Özellikle bürokraside üst yönetimlerde bulunanlardan FETÖ ile irtibatlı olanlara henüz dokunulmuş değil. Ayrıca emekli olan veya istifaen ayrılanların da ihraçları gerekiyor. Bir müsteşar emekli olup kurtuluyor ama o müsteşarın FETÖ adına memuriyete aldığı, çeşitli yönetici görevlerine atadığı kişiler ise ihraç ediliyor ama emekli oldu diye müsteşara dokunulmuyor, u yanlıştır. Emekli bile olsa, istifa da etmiş olsa mutlaka adalet aranmalı ve FETÖ’cülere hesap sorulmalıdır. Çeşitli ortamlarda FETÖ ile mücadelede yetersiz kalındığı ve bir çok FETÖ mensubunun kripto olarak varlığını sürdürdüğü konuşuluyor. Bazı kurumlarda kurum yöneticileri ve amirleri, FETÖ komisyonları ve komisyon üyeleri bir şekilde FETÖ mensuplarını koruyor, bunu da zaten yeterince el atılmayan bazı bakanlıklarda ve bazı kurumlarda yapılan ihraçlarda herkes rahatlıkla görebilir. Bu koruma sebepleri bazen amirlerin ve komisyon üyelerinin FETÖ’den korkularından ve olası başarılı bir darbede koltuklarını sağlama alma çabalarından, bazen de kendilerine yakın gördükleri FETÖ’cüleri koruma şeklinde olabiliyor. Bunun karşılığında da hedef saptırmak ve mücadele ediliyor görüntüsü verebilmek için suçu günahı olmayanlar FETÖ’cü olarak damgalanıyor. Dürüst ve samimi memurları bu müfterilerin iki dudağı arasına hapsetmek, dürüst insanları bu muhteris bürokratların hırsına ve husumetine teslim etmek yanlıştır. 

FETÖ mücadelesi bir yerde bürokraside rekabet ve mücadelede muarızları alt etmenin yöntemi olmuş durumda. Bazı bürokratlar bu kadar önemli bir konuda milli ve yerli olmak yerine, ayak oyunları ile rakip bürokratları FETÖ’cü olarak damgalamanın peşinde. 

Bu süreçte sağduyu ve adaletle davranılması, bürokratların kısır koltuk kavgasına müsaade edilmemesi, kin-husumet ve garezle şahsi ihtiraslar için kullanılmaması gerekiyor. Bakanlıklarda şahsi husumet ve garezlerden dolayı az da olsa mağdur edilenler oldu ve bunların bir kısmı da zaten son KHK ile görevine döndü. 

Burada özellikle bu şekilde iftira ve karalama ile rakiplerine FETÖ’cü damgası vuran müfterilere/tezviratçılara da gereği yapılmalıdır. FETÖ ile daha etkin mücadele edilmesi için daha önce de bu köşeden yazdığım üzere mutlaka bir üst kurul kurulmalıdır. Cumhurbaşkanlığı’na bağlı bir FETÖ ile mücadele komisyonu kurulması ve FETÖ’cülerin görevlerine son verilip verilmeyeceğinin veya el atılmayan FETÖ’cülerle ilgili incelemenin bu komisyon tarafından yapılması, komisyonun görev ve yetkilerinin genişletilerek her türlü bilgi ve belgeye ulaşılır hale getirilerek FETÖ ile mücadelenin uzun soluklu yapılması gerekiyor.

Unutmayalım FETÖ ile mücadelede sadece suyun üzerindeki köpükler alındı, gerisi duruyor.

 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.