Dört kıta tek yürek

Başakşehir Uluslararası Öğrenci Derneği Başkanı Mehmet Yılmaz vatanlarını terk etmek zorunda kalmış veya belirli nedenle ülkemize gelmiş olan muhacir kardeşlerimize “yabancı öğrenci” demenin yanlış olduğunu belirterek “Bizler bu öğrencilere asla ‘yabancı öğrenci’ demiyoruz. Bizler bu kardeşlerimize ‘misafir öğrenci’ diyoruz.” dedi.

Dört kıta tek yürek
 Ali CanTiryaki /Röpörtaj 7 yıldır Başakşehir’de ikamet eden Mehmet Yılmaz, Maliye Bakanlığı’nda müfettiş. Ortaokuldan beri birçok sivil toplum kuruluşlarında aktif görev alan Mehmet Yılmaz Başakşehir UDEF (Uluslararası Öğrenci Dernekleri Federasyonu) çatısı altında yaptığı proje ve çalışmalarla ‘Biz bir milletiz’ diyerek kardeşlik ve Ensarlığın önemine değindi. Başakşehir Uluslararası Öğrenci Derneği’nin genç başkanıyla birlikte Azerbaycanlı öğrencilerden, Uludağ Üniversitesi Uluslararası Ticaret Yüksek Lisans öğrencisi Oktay Asadov ve Sebahattin Zaim Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği Lisans öğrencisi Kenan Mecidov ayrıca Sebahattin Zaim Üniversitesi Siyasi Bilimler ve Uluslararası İlişkiler Lisans öğrencisi Suriyeli Muhammed Omar da gönüllü olarak çalışıyor. Bizde Ayrıntılı Haber olarak Dernek Başkanı Mehmet Yılmaz’la ‘Misafir öğrenciliği’nin ne demek olduğunu ve ‘Ensar ile muhacirliğin’ önemini konuştuk. 




Türkiye’de kültür ahengi 

Başakşehir’in Uluslararası Öğrenci Derneği’ne ihtiyacı olduğunu belirten Başakşehir Uluslararası Öğrenci Derneği Başkanı Mehmet Yılmaz kuruluş sürecini şu sözlerle anlattı: “Başakşehir UDEF’in nasıl başladığını kısaca anlatmam gerekirse; UDEF Başkanımız Mehmet Ali Bolat kendisi bize Başakşehir’de böyle bir ihtiyacın olduğunu söyledi. Çünkü, Zaur kardeşimizin hazırladığı çok güzel bir rapor vardı. Bu rapora istinaden Başakşehir’in bize ihtiyacı olduğunu düşündük ve bunun bir elzem olduğu kanaatine vardık. UDEF başkanımız Mehmet Ali Bolat da bu durumu dile getirince bende gönüllü oldum. Sağ olsun o da ‘Madem gönüllü oldun o zaman başkanımızsın’ dedi. Bu şekilde bir başlangıcımız oldu. Daha sonraki sürecimiz dernek için Başakşehir’de yer bulmak oldu. Çünkü burada inanılmaz bir ahenk var, güzellik var. Yemenli, Somalili, Filistinli… Kısacası her ülkeden, her kültürden öğrenciler var. Bizde bu işe el atılması gerektiğini düşünerek Zaur ve Oktay kardeşimizle ‘ne yapabiliriz?’ diye konuştuk. Buradan yola çıkarak herkesin rahatlıkla ulaşacağı bir nokta belirledik. Böylece herkesin kolaylıkla gelebileceği bir yer tuttuk. Başakşehir’de 7 binin üzerinde kayıtlı ortaöğretim öğrencisi bulunuyor ve bu öğrenciler ailelerinden bağımsız olmayan kişiler. Bu yüzden de ailelerinin de rahatlıkla buraya ulaşabilmesi için bu karara vardık. Bu süreçte okul müdürleri ve milli eğitim bakanlığı ile görüştük. 29 Aralıkta birçok katılımcı ile açılışımızı yaptık. Allah’ın izniyle inşallah çok güzel işlere imza atacağımıza inanıyorum.

‘Yabancı’ değil ‘Misafir’!

Aktif olarak faaliyetlere başlamış durumdayız. Özellikle Başakehir’de öğrencilerine yönelik uluslararası öğrenci kapsamında hiçbir derneğin olmadığını fark ettik. Bu noktada UDEF olarak savaş, politik veya çeşitli nedenlerden dolayı ülkemize gelen misafir öğrencilere kapımızı açtık. Ayrıca biz, bu öğrencilere asla “Yabancı öğrenci” demiyoruz. “Uluslararası öğrenci” ya da “Misafir öğrenci” diyoruz. Unutmayalım ki bu öğrencilerin eğitimine devam etmesi gerekiyor. Bu yüzden bizlerde eğitime devam etmesi gereken misafir öğrencilerin maddi ve manevi katkı sağlamaya çalışıyoruz. Fakat bir şeyin altını çizmek gerekiyor oda ‘Eğitim’. Bizler burada eğitim üzerine yoğunlaşarak misafir öğrencilere yönelik Türkçe, Matematik, İngilizce, Arapça, kursları ile öğrencilerin isteklerine yönelik her türlü eğitim faaliyetini karşılamak istiyoruz. Özellikle Yabancı Öğrenci Sınavı’na yönelik hazırlık kurslarımız ile hem burada hem başka mekânlarda konferanslarımız ve eğitim faaliyetlerimiz nasipse olacak. Ayrıca ‘Biz bir milletiz’ sözüyle hareket ediyoruz. Bu yoldan harekete çıkarsak zaten ‘Biz bir milletiz’ diyorsak onlara yabancı öğrenci diyemeyiz. Bu yüzden adaptasyon sorunu yaşayan öğrenciler ile güven ilişkisi kurarak onlara yardımcı olmaya çalışıyoruz. 

Sömürgeci Avrupa ülkelerine kardeşlerimizi kaptırmamalıyız

Adaptasyon durumunu nasıl aşıyorsunuz?  
Adaptasyon durumunu UDEF’in deneyimleri ile aşmaya çalışıyoruz. Çünkü, UDEF’in şimdiye kadar 57 tane derneği var ve UDEF daha çok üniversite öğrencilerine yönelik çalışmalar yapıyor. 57 tane derneğimizin bilgi birikimleri ile misafir öğrencilere yardımcı olmaya çalışıyoruz. Hatta ve hatta şuanda uluslararası platforma da açılmış durumdayız. Afrika ülkelerinde bile derneklerimiz açılıyor. Biz de bu deneyimlerimiz ve birikimlerimiz ile gelen misafir öğrencilerimize yardımcı oluyoruz. Örnek vermek gerekirse; Kafkasya’dan gelen misafir öğrencimizle birebir iletişim kuruyoruz bunun sebebi ise eğer kendi ülkesinden bir arkadaşı ile iletişim kurarsa kaynaşma sağlayamayacaktır. Biz bu noktada kardeş ve Ensar duygusu ile yaklaşarak ‘Misafir öğrencilerimizi’ bizden biriymiş gibi hissettirmeye çalışıyoruz. Eğer biz bu misafir öğrencilerin elinden tutmazsak Avrupa ülkeleri bu öğrencileri hemen kapıyor. 

150 yıl önce aynı toprağı paylaşıyorduk

Biz Avrupa gibi sömürgeci değiliz. Bizim inancımızda ‘Muhacirlik ve Ensarlık’ vardır. Keza kültürümüzde misafirperverlik ve kardeşlik duygusu vardır. Bundan 150 yıl önce biz bu öğrencilerle ve insanlarla aynı toprağı paylaşıyorduk. Biz her zaman kardeş olarak hareket ettik. İnanç kardeşliği, Ümmet kardeşliği hiçbir zaman sömürgecilik üzerine kurulamaz. O yüzden Avrupa ülkelerine giden öğrenciler sömürülüyor. İşte bu noktada eğer biz samimiyetimizi yansıtırsak onlara el uzatırsak sömürgeci devletlerin ellerinden kurtarmış olacağız. İnşallah bu kardeşlerimiz yarın öbürsü gün kendi ülkelerine gittiğinde bizlerin birer temsilcisi olacaktır. Onlarda bu kardeşlik duygusunu inşallah nesilden nesile aktaracaktır. 

Türkiye ümmetin göz bebeği

Türkiye sizce eğitim ülkesi olabilir mi?     
Türkiye aslında sadece üniversite ülkesi değil ümmetin gözbebeği. Bu açıdan baktığımızda bizim öncelikle kendi eğitim sistemimizde kaliteli öğretmenler yetiştirmemiz lazım, ben buna inanıyorum. Öğretmenler sadece eğitim vermemeli bu işe yüreklerinde vermeli. Öğretmenlik bir gönüllülük işi esasında. Ben öğretmenliğin memuriyet olmasına karşıyım. Sabah 9’da işe git akşam 5’te eve gel rutini ile bu iş yapılmaz. Öğrenciye gerçekten iyi bir eğitim vermek için bu işi kalben istemen gerekiyor. Maalesef ülkemizde eğitim sisteminde eksiklikler var. Bu eksikliği kapatmak için öğretmenlerimizin hizmet aşkı ile yanmaları gerekiyor. Eğer biz kendi içimizde eğitim sistemimizi güzel bir şekilde oturtursak ve bu işi maddi kaygılarla yapmazsak başarı sağlayacağımıza inanıyorum. Bu noktada hem üniversite ülkesi, hem de eğitim yuvası oluruz. Bu sayede ümmetin birlik olabilmesi için atılmış tomurcuklar olarak diğer İslam ülkelerinde de yol çizebileceğimizi düşünüyorum.

Bu bir mesuliyet hareketidir
Türkiye Ümmetin lideri olacaksa bunu hakkıyla yapmalı. İşte bu noktada eğitim çok önemli. Şuanda aslında bir sınav veriyoruz. Bütün fertler bir sınav veriyor. O yüzden sadece devletten, hükümetten, kamu kuruluşlarından bir şey bekleyerek olmaz bu iş. İşte bu durumda STK’lar devreye giriyor ve ben her zaman söylüyorum bizim hareketimiz bir mesuliyet hareketidir. Bu mesuliyette manav Ahmet amca da sorumludur, evdeki ev hanımı Ayşe teyze de sorumludur kısaca hepimiz bu işten sorumluyuz. Çünkü hak dava yolunda ilerliyorsanız evde yatıp bekleyemezsiniz. 

Anahtar Kelimeler:
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.