El Bab'dan haber var! 'Burası bildik bir meskun mahal değil'

Türkiye, El Bab'ın terör örgütü DAEŞ'ten temizlenmesi için büyük bir mücadele veriyor. Bölgedeki askerler, Bab'ın karşılaştıkları meskun mahallerden çok farklı olduğunu vurguladı.

- Bu haber 247 kez okundu.

El Bab'dan haber var! 'Burası bildik bir meskun mahal değil'

Türkiye, 24 Ağustos'ta Suriye'nin kuzeyinde bulunan terör örgütlerine karşı başlattığı Fırat Kalkanı Harekatı'nda en ciddi sınavını El Bab bölgesinde terör örgütü DAEŞ'e karşı veriyor. Örgüt için stratejik bir önem arz eden Bab kenti, Rakka kentiyle bağlantı yolu üzerinde olduğu için geçiş güzergahı olarak kullanılıyor. 

Terör uzmanı Abdullah Ağar, bölgede terör örgütü DAEŞ'e karşı mücadele askerlerin gözlemlediklerini bize aktarıyor. Bölgedeki askerler, "Adım adım Bab’ı ellerinden alıyoruz. Ancak bütün bunların hepsi zor, hem de çok zor işler. Burası bildik bir meskun mahal değil" derken "Birileri durmadan bunları besliyor. Hem de son derece karmaşık ve kurnaz metotlarla" diye konuştu. 

İşte bölgedeki askerlerin gözünden El Bab:
 

Bab’taki Akil dağına Özel Kuvvetler ve Komandolarımız 20 Aralık gecesi başlayan ve 21 Aralık’ta devam eden bir operasyon yapmıştı. Burada yaşanan kanlı çatışmalardan sonra Akil dağını tamamıyla ele geçirmiştik.

Artık şimdi bir yandan operasyonlar, bir yandan da Akil Dağını iksa, inşa ve tahkim çalışmalarımız devam ediyor. DAEŞ ise bundan hiç memnun değil. Bize fena halde bozulmuş durumdalar.

"TEKRAR GERİ ALMAK İÇİN ELLERİNDEN GELENİ YAPIYORLAR"

Akil Dağı kritik öneme sahip. Tek nedeni var. Burası bütün Bab’a hakim... Gözetleme ve ateş sahaları, örtü ve gizleme, kritik arazi arızaları, engeller ve yaklaşma istikametleri gibi araziyi kullanmak, etkilemek ve değerlendirmek adına sayısız inisiyatif sunuyor. Bu böyle de, bize burayı kaptıran DAEŞ ise hırsından kuduruyor. Tekrar geri almak için elinden geleni yapıyor. Kanlı 21 Aralık’tan sonra pek çok kereler sızma ve baskın teşebbüsünde bulundular. Bu saldırılarını ağır silahlarla desteklediler. Bir kaç kez de bombalı araç teşebbüsü oldu. Bu bombalı araçlara karşı bu sefer de bizim tanklar devreye girdi. Tankların sabot mermisini yiyen DAEŞ’in zırhlı bombalı araçları ile intihar bombacıları binlerce parçaya ayrıldılar.

Aldıkları bütün bu darbelere rağmen Akil Dağı konusunda, hala oldukça kararlılar. Fırsatını buldukça, güç ürettikçe durmadan yeni bir şey deniyorlar. Şu ana kadar bu saldırılarının hiç birinde istedikleri hiç bir etkiyi üretemediler. Ancak vazgeçecek gibi de değiller. Bizi sürekli yormak, hırpalamak için saldırı üstüne saldırı, taciz üstüne taciz yapıyorlar.

"BURASI BİLDİK BİR MESKUN MAHAL DEĞİL"

Biz de bütün bunlara karşılık Bab içinde genişledikçe genişliyor, açıldıkça açılıyoruz. Adım adım Bab’ı ellerinden alıyoruz. Ancak bütün bunların hepsi zor, hem de çok zor işler. Burası bildik bir meskun mahal değil. Her taraf DAEŞ’in kullandığı ve geliştirdiği tünel hendek ve menfezlerle dolu... Adım başı patlayıcılar, bubi-tuzak ve mayınlar var. Bu herifler el yapımı ve gelişmiş patlayıcı düzeneği hazırlamakta gerçekten çok iyiler. Ellerinde uzaktan kumandalı, sensörlü, çoklu, akıllı çok gelişmiş ateşleme düzenekleri olduğu gibi, dünya ordularının ve istihbarat servislerinin kullandığı türden son derece gelişmiş patlayıcı maddeler ve fünyeler var. Her türlü fünye hem de... Basma, germe, gergiden kurtulma, basınçtan kurtulma! Patlayıcılar ise bir başka alem. Gübre türevi patlayıcıları çok kullanıyorlar, ama asıl ellerinde TNT, RDX, C-3, C-4, C-6 gibi son derece profesyonel patlayıcılar var.

Irak ve Suriye ordularının depolarını patlattıkları doğru da, doğru olan bir başka gerçek daha var. Birileri durmadan bunları besliyor. Hem de son derece karmaşık ve kurnaz metotlarla.

Bu patlayıcıları sadece canlı bomba, bombalı araç ya da feda yeleklerinde de kullanmıyorlar. Bab’ın içinde doğal görünüme uydurdukları yüzlerce tuzak ve patlayıcı var. Geçen bizimkiler buldular, adam düdüklü tencereyi buzdolabıyla müşterek tuzaklamış, iyi mi? Biz de buna bir isim taktık... “Müştereke el kanabil, yani müşterek bomba!”

"KENDİ TUZAKLARINA KENDİLERİ DÜŞÜYOR"

Bu matrak bir örnek ya, hemen her yerde doğal görünüm kazandırılmış, cazip hale getirilmiş, yanından geçtiğin, yerinden oynattığın, eline aldığın zaman patlayıveren sayısız bubili-tuzaklı patlayıcı var. Bunlar bizim için hazırlanmış ya, o kadar profesyonelce ki, Bab’ın içinde yaşayan insanlar da bunları sürekli patlatıyor. Zavallı insanlar, hele hele masum çocuklar ölüm duruyor. Bunlara çok üzülüyoruz. Onlar çatışma alanlarının kaybolmuş nesilleri, yaşamadan ölüp duran masumlar.

Yalnız bu bombaların bir de iyi tarafı var. DAEŞ’in bizim için hazırladığı bu tuzakları zaman zaman DAEŞ’in kendi baltaları da takılıyor, geberip gidiyorlar.

"BURADA HATAYA YER YOK" 
Fırat Kalkanının başından bu yana 2.700 civarında mayın, bubi tuzak ve patlayıcı düzeneğini tespit ettik ve etkisiz hale getirdik. Çok bilinmiyor, ama aslında bu çok büyük bir başarı ve çok büyük bir kabiliyet. Her bir tuzağın basit olanlarını etkisiz hale getirmek için 3-4 saat, karmaşık olanlar için ise 8-10 saat gerekiyor. Bir de bütün bunlar yüksek stres ortamlarında yapılıyor. Yani çatışma, taciz ve baskı alanlarında. Yüksek konsantrasyon, dikkat ve hassasiyet isteyen bu işin ne kadar zor olduğu açık. Çünkü burada hataya yer yok. Zaten tahrip ve karşı tahripçiliğin temel kuralı şudur: “Tahripçi bir kez hata yapar. İkinci hatayı yapmaya fırsatı olmaz. Çünkü ilk hatada parçalanarak ölür.”

Bu etkisiz hale getirilen patlayıcı düzenekleri üzerinden kaba bir hesap yapayım: Bir bombanın 10 kişiyi öldürdüğü, 30 kişiyi yaraladığı düşünülürse (-ki, yoğun popülasyonda etkisi çok daha büyük olur) en az, 25 bin kişiyi öldürebilecek, 75 bin kişiyi yaralayabilecek bir etkiyi ortadan kaldırmış durumdayız.

Velhasıl bizim patlayıcı imha timleri harıl harıl çalışıyor.

Sonra da onlarda bir hastalık ürüyor. “Aşırı güven hastalığı!”

Bir de bunla uğraşıyoruz.

"BU ARTIK BİR SAVAŞ... İÇİNDE YUMRUK YEMEK VAR!"

Bir de bize durmadan havan, katyuşa, grad ve güdümlü tanksavar füzesi atıyorlar. Üstüne bir de ZSU-23 ve doçkalar. Kabul etmek gerek, bu bizi yoruyor. Dönem dönem zayiat veriyoruz, hasar alıyoruz. Kabul etmek zor, ama bu artık bir savaş... İçinde yumruk yemek var!

Elbette tedbirlerimizi alıyoruz, elbette karşı etkimizi gösteriyoruz, ama artık bu terörist örgütler artık bildiğimiz örgütlerden değil. Bunlar dünya ordularının kullandığı konvansiyonel silahları kullanma kapasitesine kavuşmuş ve kavuşturulmuş, gerilla doktrinini asimetrik savaşla harmanlamış, istihbarat ve istihbarata karşı koyma kabiliyeti kazanmış, bunun üstüne hibrit terör üretebilen ve hedef kitlenin zihnine sızıp, hedef kitleyi kendi hedef ve menfaatleri doğrultusunda yönetip yönlendirebilen, insanları radikalleştirip terörize edebilen şeytani akıllı birer gulyabaniye dönüşmüş durumdalar.

"TÜRKLER ARAPLARI KATLEDİYOR"

Bir de burada, Bab’ta canlı kalkan ve sivil yaşam sorunu var. Aslında bizi en çok yoran ve zorlayan bu. Çok dikkat etmek zorundayız. Bir tek masumun bile bizim ateş etkimizle tırnağının zarar görmemesi için uğraşıp duruyoruz.

DAEŞ’te bunu çok iyi biliyor ve çok iyi kullanıyor. Hem de şeytani bir akılla... Kendisinin yuvalandığı yerlere sivilleri canlı kalkan olarak yerleştiriyor. Üstüne bir de o alanların bazılarını kamera sistemiyle donatıyor. Biz DAEŞ’in üzerine ateşle etki ürettiğimizde, sivil ölsün, bu da bunu kayda alıp pazarlayayım istiyor.

Amacı çok açık... Özellikle istismar ettiği ve edebileceği toplum kesimlerine şu mesajı vermek istiyor: “Türkler Arapları katlediyor.”

Şeytan bu. Hem de kuyruklu şeytan. Uğraştırıyor bizi.

İslam dünyasında mezhep savaşı çıkartmak istediği yetmezmiş gibi, şimdi bir de bizlerle Araplar arasında etnik düşmanlık ve etnik savaş peşinde koşuyor.

Bu çakallar düşmanlığın tohumları sadece bugüne değil, geleceğe de saçıyorlar.

Geçen Bab’tan çıkmayan isteyen sivillerin otuzunu öldürüp yüzden fazlasını kurşunladılar. Daha önce de kaçmak isteyenlere yardım eden bir adamı yakalayıp, Bab’ın ortasında çarmıha gerdiler.

'YPG DAEŞ'E KAPI AÇTI'

Uçaklarımız fırtınalar ÇNRA’lar havanlar günlerdir çalışıyor. Her gün her yerde DAEŞ’li vuruyor, etkisiz hale getiriyoruz.

“DAEŞ şeytan” dedim ya, “Tek o değil.”

YPG Rakka’ya operasyon yapacağım, dedi, yapmadı. DAEŞ bu sayede Rakka’dan Bab’ı takviye etti. En az 700 adam getirdiler karşımıza. Sonra bir de Amaq’dan tehdit etti. “Bab’taki baskıyı üstümüzden kaldırmazsanız Nubl-ul Zehra’dan Hama’ya kadar bütün alanı boşaltırım” dedi DAEŞ. Orayı da boşaltmakla tehdit ediyor, sırf bize oynadığı oyunla. Bir de geçen hafta Tabka bölgesini boşalttı. YPG tek bir mermi atmadan, güle oynaya 300 kilometre kareyi ele geçirdi.

Sözüm ona birbirleriyle savaşıyorlar. Oynaşıyor, fingirdeşiyor namussuzlar.

Bir de Tedmur-Palmira meselesi var. Orada rejimden ele geçirdiği güdümlülerle ağır silahları Bab’a getirmeye çalışıyor. DAEŞ 38 tank başta, lançerleriyle birlikte 450 güdümlü tanksavar roketi kaptı oradan. Onları Bab’ta karşımıza getirmenin derdindeler. Sadece geçen gün doçkalı, ZSU’lu, ağır makinalı 8 pick-up’ı vurdu bizim uçaklarla fırtınalar.

Oyun içinde oyun yani.

Hemen aşağıda da Şii milisler yığılmış bekliyor.

PKK, koridoru buradan bağlayamadı. Şimdi aşağıdan bağlamaya çalışıyor.

Pazarlık yapıyorlar resmen.

Hoş, bir de Musul hikayesi var. “Musul’u kuşattık” dediler, Musul çuvalının batı ağzını açık bıraktılar. Yüzlerce DAEŞ’ci kaçtı Suriye tarafına. Şimdi bir kısmı burada, Bab’ta bizim karşımızda!

'MESKUN MAHAL ÇATIŞMALARINA GİRİŞTİK'

Biz de bütün bunlara karşılık, Bab’ta meskun mahal çatışmalarına giriştik. Bir yandan meskun mahal temizliği yaparken, çatışmalar yaşanırken, bir yandan nokta operasyonları yapıyoruz. Öte yandan keskin nişancılarımızla DAEŞ'ci avlamaya çalışıyor, ağır silah atışları ve hava akınlarıyla DAEŞ'çileri sopalayıp duruyoruz.

Yalnız fena zayiat verdiler. Şu ana kadar 1.200 civarında bilinen geberikleri var. O da bilinen... Fırtınaların, ÇNRA’ların, havanların ve uçakların verdirdiği zayiatı tam bilmiyoruz. Gidip bakmıyoruz ki. Sağlam gelen bir bilgi ya da istihbarat varsa kayda geçiyoruz, o kadar.

Bir de bunun üstüne yüzlerce yaralıları var. Onları da alıp Rakka’ya filan götürmeye çalışıyorlar. Kimi yolda geberiyor, kimi de orada burada.

Bütün bu koşullarda bize karşı fena halde tahrik olmuş durumdalar. Canlarını fena halde yaktığımızı biliyoruz. Erişebildikleri her yerde bizi ve ülkemizi vurmak için her türlü melaneti yapmaya kararlı olduklarını da görüyoruz.

"ASLINDA DEDİKLERİ 'BİZİM BAB'TA CANIMIZI ÇOK YAKTINIZ'"

Bir diğer yandan bunların gösteri-show yapma gibi bir hastalıkları var. Her fırsatta kendilerine müzahir basını, sosyal medyayı kullanıp duruyorlar. Geçenlerde yayınladıkları o namussuz görüntülerde de akıllarınca bizi etkilemeye, tehdit etmeye çalıştılar. ‘Adam yakma görüntüleri eşliğinde’ DAEŞ’in Türkçe konuşan şarlatanı aklınca diyor ki; “Bab’tan çıkın, çıkmazsanız şöyle yaparız, böyle yaparız” filan.

Bunu izleyen ne anlar, nasıl etkilenir bilmiyoruz, ama aslında adamın dediği şu: “Bizim Bab’ta canımızı çok yaktınız. Ciyak to ciyak.”

Bunlar kurnaz adamlar.

İnsan kılığında şeytanlar.

Utanmadan bir de dinden imandan bahsediyorlar.

Onlar konuşan putlar!

Anahtar Kelimeler:
SuriyeTskDAEŞEl Bab
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.