'İşçi ve işveren ile güçlü sosyal diyalog şart'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Etkin ekonomi ve istihdam politikalarının uygulanabilmesi için işçi, işveren temsilcileri arasında güçlü bir sosyal diyaloğun tesis edilmesi şarttır" dedi.

- Bu haber 373 kez okundu.

'İşçi ve işveren ile güçlü sosyal diyalog şart'
 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, B20 ve L20'nin bazı G20 liderleriyle yapılan "Büyüme ve İstihdam İçin Daha Kapsamlı Bir Çerçeve" başlıklı ana oturumunun açılışında yaptığı konuşmasına, Fransa'da düzenlenen saldırıları şiddetle kınadığını belirterek başladı ve Fransız halkına, ölenlerin yakınlarına başsağlığı diledi.

G20 sürecinin en eski açılım grupları olan "İş 20" ve "Emek 20"ye Türkiye'nin dönem başkanlığı süresince sağladıkları katkılar için teşekkür eden ve yürütülen çalışmaların G20 gündemi ve dönem başkanlığı öncelikleriyle büyük bir uyum içinde olduğunu görmekten memnuniyet duyduğunu dile getiren Erdoğan, liderler olarak belirlenen politikaların etkin şekilde uygulanabilmesi için bunların toplum tarafından sahiplenebilmesi gerektiğini bildiklerini, bunun için G20 ile açılım grupları arasında yakın bir işbirliği, etkin bir diyalog ve sinerjinin sağlanmasına Türkiye'nin dönem başkanlığı süresince özel önem verdiklerini söyledi.

Antalya'da ayrı ayrı toplantılarını gerçekleştiren İş 20 ve Emek 20'nin ortak oturum tertip etmesini önemli bulduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Etkin ekonomi ve istihdam politikalarının uygulanabilmesi için işçi, işveren temsilcileri arasında güçlü bir sosyal diyaloğun tesis edilmesi şarttır. Bu diyaloğun G20 çerçevesinde başarılabilmiş olması memnuniyet vericidir. Türkiye dönem başkanlığı olarak G20'nin temel hedefleri olan güçlü, sürdürülebilir ve dengeli büyümeye, kapsayıcılığı da ilave ettik. Büyüme sadece rakamlardan ibaret değildir, büyümenin kalitesi ve niteliği de önemlidir. Toplumdaki tüm kesimlerin refah artışında hak ettikleri payı almaları gerekiyor. Biz kapsayıcılığı daha fazla ve kaliteli istihdam oluşturulması, hayat standartlarının yükseltilmesi, eşitsizliklerin giderilmesi ve refahın yaygınlaştırılması olarak görüyoruz. Sizler de İş 20 ve Emek 20 olarak yaptığınız çalışmalarda kapsayıcı büyüme önceliğimizi samimiyetle benimseyerek G20'ye katkılarınızı sundunuz. Eylül ayında ortak bildiri kabul ederek G20 hükümetlerine çok önemli tavsiyelerde bulundunuz. Kapsayıcı büyümenin G20'nin kalıcı bir unsuru haline gelmesi konusunda İş 20 ve Emek 20'ye olan bu katkı ve birlikte çalışma anlayışı devam edecektir."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin dönem başkanlığı yaptığı G20'de öncelik verilen bir başka konunun da ücretlerin milli gelir içindeki payının azalması olduğunu ifade ederek "Alın terini kutsal gören, emeğin karşılığının tam ve zamanında verilmesini emreden bir medeniyetin mensupları olarak bu konu bizim için çok önemli. Bu konuda Türkiye olarak başarılı sonuçlar elde ettiğimizi memnuniyete ifade etmek isterim. OECD içerisinde son yıllarda ekonomik büyümeyle birlikte eşitsizlik oranı da azalan bir anlayışla, azalan bir gelişmeyle ne yazık ki kendini göstermiş bulunuyor. Biz, bu konuda bu ülkelerden biri olduk. Asgari ücrette ve ortalama ücretlerde ciddi artışlar kaydettik, ekonomik ve sosyal politikaları bir bütünün parçaları olarak gördük ve buna göre adımlar attık" değerlendirmesinde bulundu.

Kadınların ve gençlerin istihdama katılımına özel önem verdiklerini, KOBİ'ler, altyapı yatırımları, korumacılık, e-ticaret, e-devlet gibi hususlarda önemli çalışmalar gerçekleştirdiklerini anlatan Erdoğan, bugün ve yarın Antalya zirvesinde büyüme ve istihdam başta olmak üzere önemli küresel ekonomik meseleler üzerinde görüş alışverişinde bulunulacağını ve beklentilerin paylaşılacağını kaydetti.

Erdoğan, İş 20 ve Emek 20 olarak sunulan önerilerin G20'de gerçekleştirilecek görüş alışverişine katkı sağlayacağını belirterek "G20'nin başarısı için devletlerin yanı sıra işveren, işçi, gençler, kadınlar, sivil topum ve düşünce kuruluşlarının bu süreci sahiplenmesi büyük önem taşıyor. Bu amaca yönelik olarak yürüttüğünüz verimli çalışmalardan dolayı sizleri kutluyorum" diye konuştu.

Erdoğan, Mittal'e tavsiyesi teşekkür etti

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Büyüme ve İstihdam İçin Daha Kapsamlı Bir Çerçeve" başlıklı ana oturumda, bazı katılımcıların sorularını yanıtladı.

Milletlerarası Ticaret Odası Başkan Yardımcısı (ICC) Sunil Bharti Mittal, G20 Antalya Zirvesi'nin başarılı yönetiminden dolayı Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkür etti.

Uluslararası iş odalarını temsil ettiğini, bazı konularda düşüncelerini paylaşmak istediğini dile getiren Mittal, şu anda işsizlik, özellikle de genç işsizliği konusunda çok ciddi bir sıkıntı yaşandığını, dünyada yüzde 5,6 oranında genel bir işsizlik olduğunu belirtti. Mittal, "İşte bu yüzden de liderlerin bu zorluklarla yüzleşmesi, bunu kabul etmesi gerekiyor. Böylece iş toplulukları da sizin adınıza yaptığı çalışmaları en iyi şekilde yürütebilsin" dedi.

Nairobi'de bakanlık seviyesinde bir toplantı gerçekleştireceklerini, toplantının amacının Dünya Ticaretinin Kolaylaştırılması Anlaşması'nın çalışması olacağını bildiren Mittal, "Bu, dünya ticaretini olumlu şekilde etkileyecek. Biz bu noktada liderlerin Dünya Ticaret Örgütünün ayrı ayrı onaylamaya, kabul etmeye çalıştığı bu anlaşmayı desteklemenizi bekliyoruz" ifadelerini kullandı. 

İkinci önemli bulduğu konunun da KOBİ'lere finansmanın arttırılması olduğunu kaydeden Mittal, "Dünyanın durumuna baktığımız zaman finansal para akışı, özellikle KOBİ'lerin en çok ihtiyacı olan yerde kesilmiş oluyor. KOBİ'ler, özellikle gençlere ve kadınlara çok istihdam sağlayan iş sahipleridir. Bunu çok dikkate almak gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu. 

Mittal, dünyaya barış mesajı vermek istediğini dile getirerek, "Barış içinde bir araya gelirsek ticaret de barış içinde gerçekleşebilir" diye konuştu. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mittal'e tavsiyesi teşekkür etti. "Korumacılıktan da öte, özellikle bu tavsiyelere benim bir şöyle yaklaşımım olacak, acaba dünya sermayesi veya finansal sektör, kıskanç mıdır? Bunun üzerinde bir düşünmekte fayda var" diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Son terör eylemlerine şöyle bir baktığımız zaman acaba bu terör eylemlerinin temelinde veya sebepleri arasında bu kıskançlığın olması söz konusu mudur? Fakirlik acaba buralara dayanıyor mu? İşsizlik acaba buralara dayanıyor mu? Dünyadaki işsiz gençler, eğer müteşebbis olacaksa acaba finans dünyası bunlara gerekli desteği veriyor mu, verebiliyor mu veya işsiz kadınlara bu noktada finans dünyası acaba gerekli desteği veriyor mu, verebiliyor mu? Şu anda Türkiye'de yeni adım atılıyor. Mesela herhangi bir genç, bir yatırım yapacak olursa, devlet destekli bir yatırım söz konusu veya kadın bir yatırım yapacaksa ki ben bunları küçük orta boy işletmeler için özellikle söylüyorum, devlet onlara bir destek vermek suretiyle onları adeta müteşebbis durumuna getirmenin adımını atıyor. Ben bunları doğrusu önemsiyorum."

"Dünya dağılma noktasında değil, netice alma noktasındadır" 

"Dünyadaki sermaye çevresini, işveren çevrelerini bu noktada biraz daha ellerini açacak olurlarsa öyle zannediyorum ki terörün dünyada belini birlikte kırabiliriz. Aynı zamanda dünyadaki fakirliği birlikte giderme imkanımız olabilir" ifadesini kullanan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bu kıskançlığı ortadan kaldırma şansını yakalayabiliriz diye düşünüyorum ve ticaretin kolaylaştırılması noktasındaki düşüncenizi aynen paylaşıyorum. Bunu hep birlikte gidermemiz lazım. Kaldı ki kapsayıcılık derken bu çok büyük önem arz ediyor. Burada biliyorsunuz bir Kadın 20 kapsayıcılıkta, iki Genç 20 var kapsayıcılıkta, adalet var ki çok çok önemli, bunun adımlarını atmamız lazım, KOBİ'ler var, küçük orta boy işletmeler noktasında, bunların hepsi bu kapsayıcılığın içinde aslında yer alıyor. Ama bir diğer adım var, yatırımlar konusu. Yatırımlar konusunda acaba dünyada gerek kamu gerekse özel sektörün dayanışması nasıl olacak? Bu çok önemli ve 2030'da eğer biz 80 ile 100 trilyon dolar gibi bir yatırımı harcamayı öngörüyorsak, burada bana göre özellikle BOT sistemi önem arz ediyor. Türkiye olarak son 12-13 yıl içinde bunun çok çok faydasını gördük. Kamu özel yatırımıyla ülkemizde çok ciddi alt yapı yatırımlarını gerçekleştirdik. Öyle zannediyorum Türkiye, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere bir örnektir diye düşünüyorum.

Bir diğer adım o da uygulama. Bütün bu yatırımlar uygulama noktasında ne durumda. G20 sekretaryası, bunu sürekli olarak yakın takipte kontrol etmeli. Bu iş yürüyor mu, yürümüyor mu? Eğer yapılan uygulamalar hakikaten netice veriyorsa demek ki başarıya gidiyoruz. Ama eğer bu uygulamaları biz gerçekleştiremezsek o zaman yatırımlar noktasında da kapsayıcılık noktasında da ne oluyor, ne gidiyor belli olmaz, otururuz, güzel güzel konuşuruz, kahvemizi çayımızı içeriz, böyle güzel yerlerde toplanırız ve ondan sonra da dağılır gideriz. Ama artık dünya dağılma noktasında değil, netice alma noktasındadır. Bunu görmemiz lazım."

Burrow'dan Erdoğan'a teşekkür

Toplantıda, daha sonra Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) Genel Sekreteri Sharon Burrow da eşitsizlikler konusuna değindiği için Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkür etti.

Terörizm, hayatların kaybolması, korkular ve ekonomik krizin kötüleşmesinin G20 Zirvesi üzerine kara bulutlar getirdiğini ifade eden Burrow, şunları kaydetti:

 "Çözüm, işlere yatırım ve aynı zamanda işin haysiyete yakışır bir şekilde olması gerektiğini içerir. Aynı zamanda kadınlara ve gençlere istihdam sağlamak, minimum maaşların arttırılması, kolektif iş anlaşmalarının yapılmasıyla gerçekleşebilir. Türkiye'nin asgari ücreti artırma konusundaki adımlarını takdirle karşılıyoruz. Bir de mülteci krizine baktığımızda Türk halkının cömert bir şekilde sığınmacılara detsek verdiği için teşekkür ediyoruz. Bu yüzden de çok takdirlerimizi iletmek istiyoruz. Bunun aslında bütün ülkeler tarafından yapılması gerekiyor. İş dünyasında herkese eşit fırsat sağlanmalı. Ancak bu şekilde insanlara ait olma duygusu verilebilir. Ancak ekonomik ve sosyal kapsayıcılık olursa insanlar müreffehlik içinde mutlu bir şekilde yaşayabilir. Sizin gibi bir lidere ihtiyacımız var. Dünyanın umuda ihtiyacı var Sayın Cumhurbaşkanım."

Burrow'un "Acaba biraz önce belirttiğiniz konularda altyapıya, yeşil altyapıya yatırım konusuna, aynı zamanda kapsayıcılık ve bakım ekonomisine liderler yatırım yapacak mı? Bu konuda hedefler sürecek mi? Bu da G20 içinde takip edilecek mi?" sorusuna karşılık Erdoğan, kendisine verilen bilgiye göre, Avrupa'da asgari ücretin 200 avro noktasında olduğunu ifade ederek, "Tabii bu aslında Avrupa için nereden nereye geldiğini göstermesi bakımından çok çok önemli. Şu anda Türkiye'de konuşulan ise bin 300, bin 500, hatta daha ileri gidenler de var. Buna baktığımız zaman tabi Türkiye'deki konum çok çok farklı bir yere doğru gidiyor ve ben bu gelişmeden de mutluyum" dedi. 

Asgari ücretin bir taban belirleme olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Herhangi bir işveren kalkıp da yani 3 bin lira maaş verdiği zaman kimse ona 'sen niye 3 bin lira maaş veriyorsun' demez, 4 bin lira maaş verdiği zaman 'niye 4 bin lira maaş veriyorsun' demez. Ne olur? Biraz az kazanmış olur" diye konuştu.

"Paylaşımcı anlayışı hayatımıza egemen kılalım"

"Ben de işverenlere tavsiye ediyorum, biraz az kazanın ve kazandıklarınızı özellikle dar gelirli olan insanlarla paylaşın" şeklinde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

"Bunu bir defa başarmamız lazım. Neden? Fakiri tahrik etmeyelim ve paylaşımcı anlayışı hayatımıza egemen kılalım. Buradan bir şeyi özellikle vurgulamak isterim, hepimiz ölüp gidiyoruz, paraları beraber götürüyor muyuz? Paralar beraber gelmiyor, onlar bu dünyada kalıyor, arkada varisler bunu paylaşacak. Gel bunu işçinle, onunla beraber bir kısmını paylaş, ondan sonra da gök kubbede hoş bir sada bırak. Önemli olan bu ve öldükten sonra da 'sorma, bizim öyle bir işverenimiz vardı ki öyle bir patronumuz vardı ki gerçekten işçisinin hakkını çok ciddi manada gözetir, onun maaşını da gerçekten iyi bir konumda verirdi', aslolan burası, bunu başarmamız lazım.

Hemen tabii bizim karşımıza ne getiriliyor onu da söyleyeyim, maliyetler konusu getiriliyor. Biz o maliyetleri çok farklı yerlerde aşağı düşürebiliriz, buradaki konum nedir? Buradaki konum şudur, bunu Türkiye'nin açığı olarak söylüyorum, Türkiye'de faiz oranları mesela yüksektir ama Batı'da faiz oranları bizim gibi değil, düşüktür. Bugün Amerika'da, Avrupa'da faiz oranları bizim gibi değil ama bizde şöyle komisyonu falan ilave ettiğiniz zaman yüzde 15'i, 16'yı bulan faiz oranları var. Soruyorum şimdi bu faiz oranlarıyla yatırım olur mu? Bu faiz oranlarıyla birlikte bu ülkede küçük, orta boy işletmeler girişimci ruhunu kazanabilir mi, zenginleşebilir mi? Hayır. Onun için bir defa burada paranın maliyetini düşürmek lazım, paranın maliyeti arttığı sürece bu ülkede ne genç iş adamı bulabiliriz, ne genç iş kadını bulabiliriz. Bunları bulamayız, ondan sonra onlar da çok kısa zamanda iflas ederler ve bir de bakarsın devlet gelir onların da iş yerine el koyma durumunda olur. Bu konuyu da bence iyi değerlendirmek gerekir diye özellikle düşünüyorum." 

"Bir adımı atmamız gerekiyor" ifadesini kullanan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Özellikle dünyada işçi sendikalarının dayanışması büyük önem arz ediyor. İşçi sendikalarının kendi içinde dayanışmayla birlikte adeta işveren konumuna gelme noktasında atacakları adımların da çok büyük faydası olacağına özellikle inanıyorum, bunun da önünü açmak gerekir diye düşünüyorum ve ben özellikle bu kapsayıcılığın içerisinde onların da önemli bir konuma sahip olduğuna inanıyorum ama ısrarla üzerinde durduğum nokta KOBİ'ler noktasında, çünkü KOBİ'ler aslında büyük yatırımları teşvik edecektir. Büyük yatırımları KOBİ'ler teşvik edeceği için KOBİ'lerin teşvik edilmesi, geliştirilmesi başta ülkem olmak üzere tüm dünyada önem arz ediyor diye düşünüyorum ve şu anda Türkiye bu konuda çok daha ciddi adımlar atmanın arifesindedir. Zaten mevcut ama bundan sonraki süreçte KOBİ'ler büyük yatırımlar için adeta bir yan kuruluş, yan sanayi gibi görevler ifa edecektir."

Anahtar Kelimeler:
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.