'SE ne oldu da çark manevrası yaparak CHP'yi baş tacı yaptı?'

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun 15 Temmuz'a yönelik ABD'nin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın uçağının koordinatlarını FETÖ'cülere verdiğini belirtmesinden sonra darbe girişimine yönelik tartışmalar daha da alevlendi.

- Bu haber 101 kez okundu.

'SE ne oldu da çark manevrası yaparak CHP'yi baş tacı yaptı?'

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun dün Antakya Kültür Merkezi'nde düzenlenen AK Parti İl Danışma Meclisi Toplantısı'nda 15 Temmuz'a yönelik ABD'nin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın uçağına ait koordinatları darbecilere verdiğini belirtmesi üzerine darbe girişimine yönelik tartışmalar daha da alevlendi. 

CHP'nin FETÖ'nün kuyruğuna takıldığını ifade eden Yeni Şafak Gazetesi yazarı Salih Tuna, bugünkü köşesinde "Hadi bakalım ‘fırıldaklar’ buna ne diyeceksiniz?" başlıklı yazısında "'AKP ve Erdoğan'ı yere göğe koyamayan SE (Sosyalist Enternasyonal) ne oldu da çark manevrası yaparak CHP'yi baş tacı yaptı? Ne istediler de AKP vermedi?.. 'Solcu fırıldaklar' bu sorunun cevabını hazırlaya dursun" dedi.  


İşte Tuna'nın yazısından satır başları:

Bu ülkenin İçişleri Bakanı, 15 Temmuz gecesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın öldürülmesi için uçağının koordinatlarının ABD tarafından FETÖ'cü soysuzlara verildiğini açıkladı.

Hadi şimdi konuşun bakalım.

Hayır, CHP'lilerin konuşmasına hiç gerek yok. Zira onların mideleri gayet sağlam!

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen FETÖ Çatı Davası'na mağdur müşteki olarak katılan Şengül Hablemitoğlu (Köstebek adlı kitabıyla Fetullah
Gülen'in nasıl bir hain olduğunu yıllar öncesinden ortaya koyan ve evinin önünde suikast sonucu hayatını kaybeden Necip Haplemitoğlu'nun eşi) geçen gün
şöyle demişti: “Sanık avukatlarından biri Atilla Kart, hani şu CHP'li olan. Bir mide bulantısı hissettim adı geçince. CHP'nin midesi sağlam belli ki...”

Sayın Kılıçdaroğlu'nun midesi hepsinden sağlam.

Hiç sağlam olmasaydı, FETÖ kumpasıyla o koltuğa oturmayı kabul eder miydi?

Koltuğa öyle oturduğu için de mütemadiyen Bass'ın gözlerine bakıyor olmasında şaşılacak bir şey yok.

Ben de bundan mütevellit, CHP'lilerin konuşmasına gerek yok demiştim ya.

İşin hazin yanı, solcularımızın, sosyalistlerimizin, “devrimcilerimizin” de mideleri bir hayli sağlam.

Bu köşecikte hatırlarsanız şöyle demiştim: “Faşist dedikleri MHP ve lideri Bahçeli, ABD emperyalizmine karşı vatan savunması için direniş hatlarında aslanlar
gibi dururken, 'Bağımsız Türkiye' sloganları atan, dağa taşa 'Kahrolsun ABD emperyalizmi' diye yazan solcular, “devrimciler” nerede?”

Bunun üzerine sosyal medyada bir kısım sosyalist şebek, “Biz Altıncı Filoya hayır derken…” diye martaval okumaya başladı.

Yahu şimdi neredesiniz; nerde duruyorsunuz kardeşim, ona cevap verin.

Solcu, sosyal demokrat, sosyalist olmak yetmiyor. Amiral Soner Polat'ın belirttiği gibi, “İstanbul, İngiliz İşçi Partisi iktidarda iken işgal edildi. Aynı parti Sovyetler
Birliği'ni Türklere yardım etmekle suçladı; Türklerin Asya bozkırlarına sürülmesini talep etti / Atatürk'ün Samsun'a çıktığı günlerde, sosyal demokratların lideri
Hasan Rıza Wilson Prensiplerini savunuyordu…”

FETÖ'nün kuyruğuna takılan CHP'ye neden tek bir lafınız yok.

Hepsinden geçtim, ABD neden Erdoğan ve AK Parti'ye ölümüne karşı, bari bunu sorgulayın.

Bakınız, “şu sorunun cevabı niçin anlı şanlı solcu yazarlarımızın kapsama alanına girmiyor” diyen Soner Polat neyi soruyor: “AKP ve Erdoğan'ı yere göğe
koyamayan SE (Sosyalist Enternasyonal) ne oldu da çark manevrası yaparak CHP'yi baş tacı yaptı? Ne istediler de AKP vermedi?..”

“Solcu fırıldaklar” bu sorunun cevabını hazırlaya dursun, biz şimdi dönelim “muhafazakar fırıldaklara.”

İmdi, Sayın İçişleri Bakanı Soylu'nun, Erdoğan'ın öldürülmesi için uçağının koordinatları ABD tarafından verildi, açıklamasına, “FETÖ'nün arkasında ABD'nin
olduğu iddiası komplodur” diyen “AKP'li fırıldaklar” ne cevap verecekler bakalım.

Dikkat isterim: İçişleri Bakanı, “koordinatlarına kadar” diyor, ona göre.

Gerçi sizde bu mide sağlamlığı oldukça buna da eminim bir şey bulursunuz...

ABD'nin “biz kurduk” demesine ramak kaldığı halde, DAEŞ'in ABD'den bütünüyle bağımsız olduğunu savunduğunuza göre, sizden her şey beklenir. (Ramak
kaldı, diyorum, zira, ABD Dışişleri Bakanı, “göz yumduk, gelişmesini gözlemledik” demişti.)

Şundan eminim, hiçbiriniz hiçbir zaman Cengiz Çandar kadar dobra olamayacaksınız.

AK Parti'nin uyarılmasını isteyen Eric Edelman ve Morton Abromowitz adlı iki azgın Siyonist öncülüğündeki bir ekibin yazdığı, “From Rhetoric to Reality-
Reframing U.S. Turkey Policy” adlı rapordan hareketle Çandar şöyle demişti: “Eğer, AK Parti iktidarı (...) iktidara gelmelerini ve iktidarlarını sürdürmelerini
sadece Türkiye'deki 'sandık' zannediyorlar ve Washington'daki Beyaz Saray unsurunu dışlıyorlarsa...”

Buradaki “Beyaz Saray unsuru” ifadesini, “ABD'nin bilumum taşeronları” diye okuyabilirsiniz.

Erdoğan bu unsurları dışlamakla kalmadı, malumunuz “inlerine” girdi.

Haliyle, 7 Şubat 2012 MİT Krizinden Gezi'ye, 17- 25 Aralık yargı darbe teşebbüsünden 15 Temmuz işgal girişimine kadar yapmadıkları “puştluk” kalmadı.

ABD'nin Suriye'de “kara kuvvetlerimiz” dediği PYD / YPG'yi sır gibi saklanan NATO stratejik istihbarat dokümanına göre “terör örgütü” kabul ettiği gazetemiz
Yeni Şafak'ın dünkü nüshasında yer aldı.

Evet, “terör örgütü” kabul ediyor ama silah yardımı dahil her türlü arka çıkmaktan da geri durmuyor.

Gazetemiz buna manşetten “stratejik yüzsüzlük” diyor. “Stratejik puştluk” da diyebiliriz.

Şimdi biz bu ABD'yle Suriye'ye girecektik.

Wikileaks belgeleriyle de sabit olduğu üzre Erdoğan tuzağı gördü de 2012'de frene bastı.

Dick Cheney'nin ulusal güvenlik danışmanı John Hannah “Foreign Policy” dergisinde, “Erdoğan'ın, Türk ordusunu, Suriye'de 'süregelen karışıklığı'
neticelendirmek için kullanmak istememesine Obama'nın bozulduğunu” açık seçik yazmıştı.

Karıştırılmasın…

ABD bölge ülkeleriyle savaşmamız için dün Suriye'ye girmemizi istiyordu, bugün bölge ülkeleriyle (ve dahi Rusya'yla) anlaşarak Suriye'deyiz.
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.