Geldim emmeoğlu

Eminim birçoğunuz sosyal medya unsurlarını kullanıyorsunuzdur. Yine birçoğunuzun üyesi olduğu bir veya birkaç gurup vardır. Benim de üyesi olduğum guruplardan birinin adı: “Geldim Emmoğlu.”
Amcaoğulları ile oluşturduğumuz gurupta zaman zaman selamlaşıyor, hal-hatır ediyor, paylaşımlarda bulunuyoruz. Teknolojik gelişmenin önümüze koyduğu bu gerçeğe; bir nimet mi demeliyiz yoksa gerçek olandan, doğru ve güzel olandan bir kopuş mu demeliyiz bilemiyorum. 
 Ancak şu bir gerçektir ki; artık sosyal medyayı reddetmek olası gözükmemektedir. Bu durum, iletişimin yeni bir şekli olarak karşımızdadır. Bunu tehlikesiz bir hale getirmek gerekir. Ancak, tehlikeli yönleri fark edersek kendimizi, çocuklarımızı ve gençlerimizi bu tehlikeden (Asosyal olma) koruyabiliriz
“Muhakkak teknolojik gelişmeler insan daha iyi ve daha rahat yaşasın hedefiyle yapılıyor-yaptırılıyordur! İnsanı inşa eden bu gelişmeler maalesef insanı insanlıktan uzaklaştırıyor. Önü alınmaz ise insanlığın yanı sıra insanı da yok edecek… İcatlara mesafeli duran ecdadımızın doğruyu yaptığını düşünüyorum günler geçtikçe, biz geliştikçe!” diyor, emmoğlu Ergün. Kendisine katılmamak mümkün değil. 
Teknoloji ilerledikçe, insan ilişkileri geriledi. Özellikle, Türkiye için konuşmak gerekirse; toplum, evlerde kullanılan sabit telefonlara henüz alışmışken, karşısına geçtiğinde, bir kaç tuşla tüm dünyaya ulaşabildiği bilgisayarlarla karşı karşıya kaldı. Değişen hayat şartlarının zayıflatmaya başladığı toplumsal bağlar, internetin kolay ulaşılabilir hale gelmesiyle, kopma noktasına geldi. “Televizyon, aile içi paylaşımı, akrabalık ilişkilerini, komşuluğu yıpratıyor mu?” sorusunun cevabı aranırken, insanlar aynı evde yaşadıkları aile bireylerini, her baktığında, bilgisayar (Cep Telefonu) başında bulur oldu.
Evet, hızlı haberleşiyoruz, birçok şeyden çok çabuk haberdar oluyoruz, dünya avucumuzun içinde adeta. Ama iki adım ötedeki amcamızı, dayımızı, dedemizi, ninemizi ve hatta aynı evde yaşadığımız kardeşimizi nerdeyse bayramdan bayrama görebiliyor, kendisine dokunabiliyor, göz göze gelebiliyoruz. Biraz abarttığımı düşünebilirsiniz ama durum çokta farklı değil.
Aynı evde oturan kardeşlerin sanal dünyada dolaşmaktan, onun bunun hikâyelerine (defalarca) bakmaktan, oyunlar oynamaktan fırsat bulup kendi hikâyelerini yazamadıklarına-yaşamadıklarına şahit oluyoruz. Bu trajediye kısmen biz büyükler de dahiliz yani.
Şunu söylemek istiyorum; insanız. İnsan kendisini ailesinin ve akrabalarının yanında daha mutlu ve daha güçlü hisseder. 
Bugün özellikle şehirleşmenin, maddeye ve menfaate önem vermenin getirmiş olduğu aileler arasındaki soğukluğu, hatta parçalanmaları bertaraf etmek ve akrabalar arasındaki bağları yeniden canlandırmak kendi menfaatimize olacaktır. Çünkü biz insanız. Sevinçlerimizi paylaşmakla çoğaltır, üzüntülerimizi paylaşmakla azaltırız. 
 Sanal dünya bizleri o kadar kuşattı ki bütün işlerimizi onunla görür olduk.
Örneğin: 
- Bir yakınımızın çocuğu dünyaya geldiğinde, mesaj ile ‘gözün aydın’ diyoruz.
- Komşumuzun cenazesi olduğunda bizzat gitmek yerine; mesaj ile ‘başsağlığı’ diliyoruz.
- Bayramlaşmalarımızı maalesef mesaj atarak ifa ediyoruz.
- ‘Geçmiş olsun’ dileklerimizi en kestirme yoldan ve zahmetsiz hallediyoruz. Vs.
Yani birbirimizi görmemize bir araya gelmemize vesile olacak bütün hal ve durumları bir mesaj ile halledip ortadan kaldırıyoruz.  
Sözün özü: Müslümanlar, komşular ve bilhassa akrabalar arasında iyilik ve ikram, yardımlaşma, dayanışma, ziyaretleşme, hoşgörü, iyi ve kötü günleri paylaşma, davete icâbet, hasta ziyareti, bayramlaşma, tebrikleşme, tâziye gibi sosyal ve ahlâkî görevler ihmal edilmeden yerine getirilmeli, kuşaktan kuşağa aktarılmalıdır. Bütün bunlar öncelikle akraba ile ilişkileri sürdürmeyi gerektirdiği için gerek hadislerde gerekse ahlâk kitaplarında bu konuya “sıla-i rahim” başlığı altında özel bir önem verilmiştir. Bir kutsî hadiste Allah Teâlâ, kim akrabalık ilişkisini yaşatırsa kendisinin de o kuluna ilgisini sürdüreceğini, fakat akrabasını terk edenlerden de ilgisini keseceğini bildirmiştir. (Buhârî, “Edeb”, 13) Hz. Peygamber de, konuyla ilgili pek çok hadisinden birinde, “Bütün faziletlerin en üstünü, senden ziyareti kesen akrabanı ziyaret ederek ilişkiyi yaşatmandır” (Müsned, III, 438) buyurmuştur.
Neyse ki amcaoğullarıyla bir araya geldik. Hasbi hal ettik, göz göze geldik, bugünü ve yarını konuştuk, geçmişi yâd ettik. Haftalarca yazışmaktan daha sahici, mutluluk verici güzel bir gündü.
Selam ve dua ile…