24 Kasım’da “Öğretmenler günü” ve 25 Kasım’ da “Kadına şiddete son” adı altında çeşitli kutlamalar ve etkinlikler yapılmıştı. Her iki konuda söyleyecek çok sözüm var lakin bunu kısa bir şekilde sunarak özetlemek istiyorum.
Maalesef kadına şiddet her geçen gün artıyor. Her geçen gün bir kadının öldürüldüğüne şahit oluyoruz. Bunun en önemli sebeplerinden bir tanesi; İslam’ın anne babaya saygıyı emreden ve “Cennet anaların ayağı altındadır” hadisinden habersiz bir neslin yetişmiş olmasıdır.   
Bu konuda kadınları yuvalarından koparan ve “kadın istihdamını arttırdık” diye gururla nümayiş yapan hükümetin ve devlet adamlarında rolü büyüktür. Kapitalist sömürü düzeninin esiri olmuş bürokrat ve eğitimcilerle başka bir sonuç alınması beklenemezdi zaten. Daima modern köleliği bir araç haline getirmeyi amaç edinmiş kişileri dinleyen fakat asla benim gibi araştırmacıları dinlemeyen hükümete her ne ağır söz söylense yeridir hafif kaçar. Lakin seviyeyi düşürmeyeceğim. Doğruları ve gerçekleri bıkmadan usanmadan haykırıp bazı devlet adamlarının vicdanını harekete geçirmeye çalışacağım.
Hiç kimsenin beğenmediği ve yamalı bohça haline gelen 1982 Anayasasında dahi ailenin korunması ile ilgili maddeler var. Üçüncü Bölümde yer alan Sosyal ve Ekonomik Haklar Ödevler, başlıklı bölüm “Ailenin Korunması” için düzenlenmiştir. Anayasanın 41. Maddesi: “Aile Türk toplumunun temelidir” diyor ve “Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ve uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar” şeklinde temel esasları belirliyor.
İşte bu anayasal gereklilik çerçevesinde tekrar hükümetimizi göreve çağırıyorum. Aileyi korumanın en önemli sebebi; annelere gerekli saygının gösterilmesidir. Fakat anneliği ve özellikle de ev hanımlarını aşağılayan, küçük düşüren o kadar tutum, söz ve davranışlarla karşılaşıyoruz ki buna karşı kös kös oturan memur ve bürokratları gördükçe üzüntüye kapılıyorum. Hatta daha kötüsü şudur ki anneyi ve ev hanımlığını küçümseyen kamu görevlileri bunu daha çok yapıyor. Burnundan kıl aldırmayacak kadar kibirli ve fütursuzca bu büyük haksızlığı yapan bürokratların yanında hemcinslerine hakaret eden kadınlara da rastlamak mümkün. 
Bir kadın milletvekilini “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı” yaparak iş çözülmüyor. Önemli olan kadınlara ve özelde de ev hanımlarına karşı yapılan çirkin propagandaların önüne geçmektir. Toplumumuzun temeline kibrit suyu döken bu sistematik saldırılara karşı durmak hükümetin önemli görevleri arasındadır.