Peygamber Efendimizin (asm) Hira’da iken söylediği bu söz, Hz. Ebubekir’e hitabendir.  Tevbe suresinin 40. ayetinde de mealen: “Ona (Muhammed’e) yardım etmezseniz, bilin ki, inkâr edenler onu Mekke’den çıkardıklarında mağarada bulunan iki kişiden biri olarak Allah ona yardım etmişti. Arkadaşına üzülme, Allah bizimledir, diyordu; Allah da ona güven vermiş, görmediğiniz askerlerle onu desteklemiş, inkâr edenlerin sözünü alçaltmıştı. Ancak Allah’ın sözü yücedir Allah güçlüdür, hâkimdir.”

Bu ayet insanlara huzur ve sekinet verir. Okudukça, dünya sıkıntılarından ve elemlerinden kurtulmaya bir vesile olur. Âlimler eserlerinde “la tahzen” ifadesini kullanarak bu ayete yer verir ve yazılarını güzelleştirirler.

Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin bir eserinde bu ayet ne güzel ifade edilmiştir. Öyle zannederim ki nasıl ki kalbime bir huzur çöktüğü gibi okuyunca sizlerde de bir sekinet ve rahatlık gelecektir.

Eğer kalp kulağı ile dinlerseniz dertlerinizi ve sıkıntılarınızı bir anda unutuverirsiniz. Bu ayet insan kalbine ve ruhuna bir şifadır. İsterseniz siz de akıl ve kalbinizle bu yazıyı okuyun. Kesinlikle huzur ve sükuneti bulacağınızdan şüphe duymuyorum.

Lâ tahzen! (Üzülme!)

Bir şey olmuyorsa: Ya daha iyisi olacağı için, ya da gerçekten olmaması gerektiği için olmuyordur.

Şu uçan kuşlara bak! Ne ekerler, ne biçerler… Onların rızkına kefil olan Allah; seni mi ihmal edecek sanırsın! Yeter ki sen istemeyi bil…

İnsanlar senin kalbini kırmışsa üzülme! Rahman olan Allah; “Ben kırık kalplerdeyim” buyurmadı mı? O halde ne diye üzülürsün ey can? Gündüz gibi ışıyıp durmak istiyorsan; Gece gibi kapkaranlık nefsini yak!

“Derdim var” diyorsun; Dert insanı Hak’ka götüren Burak’tır; sen bunu bilmiyorsun.

Sanma ki dert sadece sende var. Şunu bil ki; Sendeki derdi nimet sayanlar da var. Umudunu yıkma; Yusuf’u hatırla. Dert nerede ise deva oraya gider. Yoksulluk nerede ise nimet oraya gider.

Soru nerede ise cevap oraya verilir. Gemi nerede ise su oradadır. Suyu ara, susuzluğu elde et de sular alttan da yerden de fışkırmaya başlasın. Dünya malı Allah’ın tebessümüdür: ona bak! Ama sarhoş olma…

Lâ tahzen! (Üzülme!)

Irmağa deniz, denize okyanus sığmaz. “Âşık” olmayana anlatsan da “Ben” “Sen” anlamaz.

Hakka ulaşmak için yoldur desen; kimse inanmaz… Gönlünde zerre-i miskal şems olmayan;

Yanmaz, yanamaz…

Ayağın kırıldı diye üzülme! Allah senden aldığı ayak yerine belki sana kanat verecek.

Kuyu dibinde kaldın diye üzülme! Yusuf kuyudan çıktı da Mısır’a sultan oldu. Unutma! İstediğin bir şeyde; olursa bir hayır, olmazsa bin hayır ara…

Geçmiş ve gelecek insana göredir. Yoksa hakikat âlemi birdir. Bu âlem bir rüyadır.

Zanna kapılma ey can! Rüyada elin kesilse de korkma, elin yerindedir. Dünya bir rüya ise, başına gelen felaketler de geçicidir. Neden çok üzülürsün ki?

Her şey üstüne gelip seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde; sakın vaz geçme. Çünkü orası gidişatın değişeceği yerdir. Bu âlemin, bu kâinatın kitabı sensin: Aç da kendini oku ey can!

Kâinatın en uzak köşesi, senin içinde ufak bir nokta… Ama sen bunun farkında bile değilsin.

Derdin ne olursa olsun korkma! Yeter ki umudun Allah olsun… Herkes bir şeye güvenirken; Senin güvencen de Allah olsun.

Hiçbir günah, Allah’ın yüce merhametinden büyük değildir ama; Sen yine de günah işlememeye bak!

Lâ tahzen! (Üzülme!)

Derdin ne olursa olsun bir abdest al, nefes gibi…

Ve bir seccade ser odanın bir köşesine, otur ve ağla. Dilersen hiç konuşma… O seni ve dertlerini senden daha iyi biliyor unutma.

Dua ederken O’na aciz ve fakir bir gönülle el kaldır. Çünkü Allah’ın merhamet ve ihsanı, gönlü aciz ve fakir kişiye doğru uçar.

Sopayla kilime vuranın gayesi, kilimi dövmek değil, tozu kovmaktır. Allah tozunu alıyor diye, niye kederlenirsin ey can!

Lâ tahzen! (Üzülme!)

Ne istersem ben Mevlâ’dan isterim. Verirse yüceliğidir. Vermezse imtihanımdır…

Allah’tan bir şey istersen: Kapı açılır, sen yeter ki vurmayı bil!

Ne zaman? Dersen; bilemem ama açılmaz diye umutsuz olma. Yeter ki o kapıda durmayı bil!

Vesselam…